Skip to content

Mukai Osamu

2010, Mart 8

Mukai Osamu

İnanmıyorum, şimdi Nodame Cantabile’in 6. bölümünü bitirdim ve Mukai Osamu’nun da oynadığını öğrendim. Bu yazıyı içten-chan’e armağan ediyorum. =)

Mukai Osamu kim mi? Ben şahsen kendisini Honey and Clover’ın animesinde izledim ilk defa. Orada gıcık Mayama Takumi’yi oynuyordu. Honey and Clover sanat akademisnde geçen, gerçek hayata çok yakın konusu olan bir josei(kadın) türü manga. Zaten animesini dramadan çok daha fazla severim, bir de dramada Muaki Osamu en gıcık olduğum karakterlerden birini oynuyor. Pek kanım ısınmadı tabi. Ama yakışıklıydı ve aslında Mayama’yı çok iyi oynuyordu. Napalım, Mayama animede de gıcık bir karakter.

mei-chan no shitsuji'deki komik saçlı hali xD

Daha sonra Mizushima Hiro’nun da ♥♥♥ oynadığı (zaten sırf o var diye başlamıştım) Mei-chan no Shitsuji (Mei-chan’in uşağı) dramasındaki, kötü roldeki beyaz saçlı tipsiz ve gıcık uşağın onun olduğunu öğrendiğimde çok şaşırmıştım. Aslında mangası yüzünden beyaz yapılmış iğrenç saçları dışında hala yakışıklıydı da.

işte Atashinchi no Danshi'de, ortanca kardeş =))

İplerin kopması ise Horikita Maki’nin başrolünü oynadığı Atashinchi no Danshi’yi izlememle koptu. Atashinchi no Danshi 6 erkek kardeş hakkındaki bir aile komedisi. Eheh, orada işte gerçekten sevebileceğim hatta hali hazırda bayıldığım bir karakteri oynuyordu, üstelik giyim tarzı falan da çok hoştu. Bir de oradaki rolünde bir host club’da çalışıyordu. xD

vee Nodame Cantabile'de =))

Kısacası ben şu anda onun da Nodame Cantabile’de olduğunu gördüm ya, çook mutluyum. Hatta önemli bir rolde de olacakmış gibi bir giriş yapıldı ya, hadi hayırlısı. Üstelik Honey and Clover’dan sonra yine onu bir güzel sanatlar okulunda görmek iyi olacak. Çıkar çıkmaz da şu yandaki sıcak gülüşünü verdi. Eskiden bir de saçları da çok kısaymış!

Şimdii, onunla ilgili bilgiler(yalan söylemeyeyim, kısaca şuraya da bakabilirsiniz) xD :

  • Birthdate: 1982-Feb-07
  • Birthplace: Yokohama, Kanagawa, Japan
  • Height: 182cm
  • Star sign: Aquarius
  • Blood type: O

Oynadığı dramalardan benim ilgimi çekmiş olanlar sadece (tam liste yukarıdaki linkten) :

  • Atashinchi no Danshi (işte burada harikaydı, bu drama da çok güzel)
  • Mei-chan no Shitsuji (komikti biraz rolü, yine de en baskın karakterlerden biri, kötü)
  • Hachimitsu to Clover as Mayama Takumi (ahh, gıcık Mayamaa, ama oyunculuğu iyiydi)
  • Nodame Cantabile SP
  • Bambino! as Senoo Masashi (inanmıyorum bambino’da da oynuyormuş, hala izleyemediiim)
  • Nodame Cantabile as Kikuchi Toru (nasıl kaçırmışım ben bunuuuu)

Müthiş bir müzik ile müthiş etkileyici bir drama. Nodame Cantabile.

2010, Mart 8

Aslında ikinci yazımın Hana Kimi olmasını istiyordum, ama şu anda öyle coşkuyla doldum ki bu yazıyı yazmamam imkansız!
Nodame Cantabile’e yeni başladım ben. Aslında 2006’da çekilmiş bir drama, 11 bölümüyle. Ardından da iki special bölümü yapılmış. Çok seviliyor Nodame Cantabile. Animesinin de çok güzel olduğunu duydum ama önce drama’yı izlemek istedim.

Not: Ah keşke resimler daha büyük olsaydı diyorsanız, hemmen resimlerin üzerine tıklayabilirsiniz.

Nodame çok sevimli bir kız. hiç bir yemek fırsatını kaçırmaz. odamın bir gün onunki gibi olmasından da çok korkuyorum!

Tarzı komedi, romantik. Zaten aynı isimli shoujo mangasından uyarlama. Konu bir müzik akademisinde geçiyor. Ana karakter çok güzel piano çalan, çok yetenekli ama çalışmayı sevmeyen (zeki ama çalışmıyor annesi!! xD) bir kız. Öyle büyük hayalleri de yok, ana okulu öğretmeni olmak istiyor. Müziği de çok seviyor. Sürekli elleriyle piyano çalışması falan çok tatlı. Zaten oyuncu da piyano çalmasını biliyormuş. Bilmese bu kadar yerinde olmazdı sanırım drama. Çoğu diğer oyuncunun da müzikle ilgisi vardır kesin.

Diğer ana karakterimiz de çok tatlı(!) çok yakışıklı(!) (evet karakter tanımında bunlar mutlaka yazmalı) Chiaki senpai.

işte Chiaki senpai. Gyabooo!

O ise, büyük hayaller peşinde, çok çalışan, müziği seven ama artık zevk almayı biraz da unutmuş, gayet de efendim snob diğebileceğimiz bir tip.

Diğer karakterler de çok şirin, izledikçe zaten hepsine insan alışıyor ve herkesi daha da yakından tanımak istiyor.
(dikkat minor spoiler, 1. bölüm için sadece) Hele bir de okula yeni gelen maestro var ki, evlere şenlik. XD Aksanlı japoncası ve muzurluklarıyla beni benden aldı. Bütün gün “zeğn zeğn wahakaranaayğ” diye dolaştım. (1. bölümün ortasında anlaşılacak spoiler, evet “zen zen wakaranai” demeye çalışıyor)
Eh neler olacağını tabii hayal edebiliyoruz. =D

Ama sorun şu ki, bu drama süüpper çekilmiş. Adamlar uğraşmışlar! Biri dese bana şu anda, amaan konusunun da nolacağı belli neden seviyorsun japon dramalarını, kafa göz girerim heralde!

işte müthiş bir sahne

Allahım, müzikle ilgili bir drama bu kadar güzel yapılabilir mi, bu kadar müzikle içi içe, bu kadar gerçekçi. Tamam demiştim, sahneler falan sahte görünür herhalde, kocaman orkestraları falan nasıl canlandıracaklar. Yok yahu, alakası yok. Müzikle o kadar uyumlu ki sahneler, zaten kendi soundtrackları da kendilerinden. Öyle basit bir shojo da değil. Karakterleri falan öyle süs olarak kalmıyor, hepsi de konuya çok güzel duygular katıyorlar. VE tekrarlıyorum, müzikler, allahım, bu kadar güzel duygu verilemez. Kendini müziğe adamanın o hissi. Hayır, resim yapıyor olmasam, müziğe döneceğim.

Açılışının bölüm 1 falan değil de, müzik notalarıyla duran bir görüntüyle  “Lesson 1” diye açılması gibi bir ayrıntıya bile bayıldım.

Bu arada tavsiyem, indirebilirseniz veya bi şekilde bulabilirseniz güzel güzel izleyin bu dramayı. Ben ilk 2 bölümü streaming vidyo olarak izledim ama sonra kesinlikle bu kadar güzel bir drama, keyfi bozulmadan izlenmeli dedim ve uzuuun uzun indirdim. Hepsi indi de şimdi izliyorum. =) Bu arada drama izleyebilmek için linkleri sağda bulabilirsiniz. Beğendiğim siteleri koydum. Ben d-crazy’den torrent ile indirdim.

Demem o ki, ben daha bitiremedim, bitirince bir kere daha anlatacağım sanırım Nodame Cantabile’i. Tüm bölümleri, special’ları ve filmleriyle. Ama yine de şimdiden izlemeyenlere şiddetle tavsiye ediyorum.

Dikkat bundan sonrası spoiler’dır, 4. ve 5. bölümlerle ilgili, izlemeyenler kesin okumasın:

– spoiler –

chiaki ve müthiş s-oke gösterisi =)

Şimdi 4. ve 5. bölümleri izledim. İzleyenlerle devam ettiğimize göre rahat rahat içimi dökeceğim. x) Aman tanrım, neydi o S-Oke nin çaldığı sahneler, ardından da 5. bölümde Chiaki’nin Streseman ile birlikte yine sahneye çıktığı parça, sonun da Chiaki’nin de gaza gelmesi, Stereseman’ın (ecchiiiii!) zaten büyük bir duyguyla yarı gözü yaşlı orkestrayı yönetişi… Ardından Nodame’nin elinden kıyafetinin kafasını düşürüşü… Hepsi mükemmeldi, hele bir de o harika müziklerle birleşince…

bu kadar heyecanlandığım bir sahne daha olmadı sanırım

Zaten S-Oke’ye hiç bir sözüm yok! Onların her sahneya çıkışı benim suratımda dev bir gülümseme ve kalp çarpıntısıyla, sadece ekrane odaklanmış bir şekilde dramayı izlediğim anlara gelir. Müzikle birlikte o kadar güzel veriyorlar ki o duyguyu.

Ending’de çalan parçayı çaldıkları bölüme de bayıldım ki zaten sevmiştim çok müziği. Birden başladılar ve tüm tüylerim diken diken oldu.

Evet, evet gerçekten çok sevdim bu dramayı. Eğer yarına yapmam gereken bir animasyon ödevim olmasaydı, sabaha kadar izlerdim valla.

– spoiler bitti. rahat olunuz –


işte bahsettiğim ending =)

Aşağıda bulabileceğiniz youtube linki de (artık youtube izleyemeyen kalmadı sanırsam?, arada sorun çıkarsa da) dizinin sonunda çalan parça. Gerçi ending’inde daha kısa versiyonu var ve ending’i muhteşem, çok sevimli, yapılış tarzını da çok beğendim. Motion graphics dersinde o tarzda çalışmak isterdim. Ama ben ending vidyosunu bulamadım. Eh napalım, bununla yetineceğiz. Çok merak eden ilk bölümü ve biterken de ending’i izlesin artık. Zaten başka nerede izleyeceğidiniz.

nasıl fan girl oldum? bir drama delisinin yer yer ağlatan yer yer güldüren otobiyografisi.

2010, Mart 5

Eveet, sonunda sürekli dramalar hakkında konuşma isteğime karşı koyamadım ve tamamen asya dramalarıyla ilgili bir blog açmaya karar verdim. 😀 Önce, blog ismi olarak drama 101 koymak istedim, gayet kendimden emin blog aç seçeneğine tıkladım ve neden aynı sayfaya baktığımı düşünürkeeen bu adın zaten alınmış olduğunu farkettim. -_- Neyse, bu korkunç felaketi de hemen atlattım ve düşündüm ki, ee, benim blogum zaten daha harika olmalııı (subarashiii). Kısacası, ilk advanced drama 101 yazıma hoş geldin.

tüm zamanların en sevdiğim draması: hana yori dango

tüm zamanların en sevdiğim draması: hana yori dango

irasshaimase.

nodame cantabile'den

nodame cantabile ve müzik ziyafeti

Bu yaştan sonra (evet yaşlandım artık) beni iç geçirmelerden başlayarak, tiz sesli çığlıklara doğru uzun ve engebeli bir yola sokmuş, tipik fan girl kıvamına getirmiş dramaları seyretmeye nasıl başladığımı anlatmak istiyorum önce. Artık puslu gelen geçmişime şöyle bir döndüğümde farkediyorum ki gizliden gizliye içimde bağımlı olma potansiyeli hep varmış. Bir kere 2001’den beri anime.gen.tr‘nin de sayesinde anime ve manga hastasıydım.  Bırak torrenti, vidyo siteleri dahi olmadığı için ancak kar kış demeden anime resimleri ve özellikle de hareketli gifler toplar, onlara bakardım.  Bu hallere düşeceğimi o zamanlardan anlamalıymışım. Bir kere, zaten anime izlemeyi çok seven (özellikle de soujo), yeni yeni dizilere başlayıp kısa zamanda bitiren, bir yandan 3-4 dizi ve yanlarında filmleri de takip eden biriy(d)im. Yani tipik bir okul yurdunda kalan ve okul içi paylaşımı sonuna kadar kullanan lisans öğrencisiyim.

Bu klasik yaşantımın, 2 sene önce başka anime sever bir arkadaşın ders arasında bana “ilk defa bir japon dizisi izlediim (sonradan öğrenecektim ki dünya buna jdrama veya dorama deniyor kısaca). animeye benziyor, çok komiik ve çook şekerleeeer. mutlaka izlemelisin, hatta laptopumda var hadi gel final jürisinde sıra gelene kadar(!) bir bölüm izleyelim” demesiyle alt üst olacağını nasıl bilebilirdim ki. Evet, arkadaşın bahsettiği drama Hana Kimi idi.

Hana Kimi "...2 günde bitirdim..."

Hana Kimi "...2 günde bitirmemle..."

Yani Hanazakari no Kimitachi. İlk bölümünü yarım yamalak izledik ve o günkü kargaşadan olsa gerek, eğlendim ama adını falan almayı unuttum. Yeni okul yılının başlarında izleyecek şey aramaya başlayana kadar da kendisini unuttum. Hikayenin sonrası arkadaştan dramanın tamamını ondan almamla ve 2 günde bitirmemle devam ediyor. Hana Kimi‘yi sonra zaten anlatacağım ama hayatımda ilk defa, uzuun türk dizilerine ve amerikan dizilerine karşılık, bu kadar komik ve değişik bir dizi izlemiştim. Gerçekten de animelerdeki, soujolardaki süper tad vardı, ek olarak gerçekten iyi oyuncular oynuyordu. Zaten sonradan öğrendim ki hana kimi bir soujo mangaymış. Üstelik Japon erkekleri o zamana kadarki ön yargılarıma karşın çok yakışıklıydılar.

Eveet, artık bir çok japon ve tayvan draması (+kore filmleri) izlemiş ve iştahla izlemeye devam eden biriyim. İzlemekten ve konuşmaktan o kadar zevk alıyorum ki arkadaşlarım beni öldürmeden önce, onların başını yemeğe devam etmek yerine içimi bu bloga dökmeye karar verdim. Bir iki okuyanım ve hatta etkilenip bu dünyayı merak eden veya benimle kendi zevklerini, deneyimlerini paylaşan olursa da ne mutlu bana. Eh o zaman izleyenler anlatsın, peki siz nasıl başladınız drama izlemeye? 🙂

Not:İzlemiş olduğum dramaları yandaki mydramalist linkinden görebilirsiniz.